DOLAR 44,7195 0.04%
EURO 52,6549 0.04%
ALTIN 6.860,140,69
BITCOIN 33247934.65984%
Bursa
11°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

İlhan ATABEY

İlhan ATABEY

06 Mart 2026 Cuma

Yiğit Efe’nin adı unutulmadı

Yiğit Efe’nin adı unutulmadı
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Mudanya’da geçtiğimiz Ocak ayında yaşanan acı bir kazada genç bir hayat aramızdan ayrıldı.

Yiğit Efe Akpınar…

Henüz hayatının başında olan bir gençti. Ardından ise geriye onu tanıyanların hafızasında yer eden bir isim kaldı.

Son günlerde ilçede dikkat çeken bir çağrı var.

Akpınar’ın sevenleri, Mudanya Gençlik Merkezi bünyesindeki çok amaçlı salonlardan birine “Yiğit Efe Akpınar Çok Amaçlı Salonu” adının verilmesini istiyor.

Ama bu çağrının arkasında sadece bir isim talebi yok.

Aslında bir vefa duygusu var.

Bir kentin hafızası, bazen böyle küçük ama anlamlı dokunuşlarla yaşar.

Bir salon, bir sokak, bir park…

İsimler yalnızca tabelalarda durmaz; aynı zamanda bir dönemin, bir insanın, bir hatıranın izini taşır.

Yiğit Efe’nin adının gençlerin sıkça kullandığı bir merkezde yaşatılması fikri de bu açıdan birçok kişiye anlamlı geliyor.

Mudanya’da 7’den 70’e pek çok kişinin gönlünde yer eden bir isimden söz ediliyor.

Böyle bir talep dile getirildiğinde aslında toplumun ortak bir duygusu ortaya çıkmış oluyor: Unutmamak.

Bir insanın ardından sıkça söylenen bir söz vardır: “Kendisi gider, adı kalır.”

İşte mesele de tam olarak budur. Eğer bir isim yıllar sonra bile hatırlanıyorsa, bu o kişinin çevresinde bıraktığı izlerin güçlü olduğunun bir göstergesidir.

Belki de böylesi adımların en önemli tarafı gençlere verdiği mesajdır.

Çünkü hatıraların yaşatıldığı toplumlarda insanlar, geride bırakacakları izleri daha çok düşünür.

İyi anılmanın, bir isimden fazlası olduğunu fark eder.

Bir isim bazen sadece bir tabela değildir.

Bazen bir hatıradır, bazen bir vefadır.

Ve bazen de bir kentin hafızasında yaşamaya devam eden bir izdir.

Devamını Oku

Bir de Mudanya’ya karşıdan bakalım! Denizden görünen gerçek!

Bir de Mudanya’ya karşıdan bakalım! Denizden görünen gerçek!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

MUDANYA’NIN ÜZERİNE ÇÖKEN BETON İMPARATORLUĞU!

Denizin üzerinden Mudanya’ya baktığınızda, karşınıza çıkan manzara artık bir sahil kasabasının huzurlu silüeti değil; üst üste yığılmış, birbirine yapışmış beton blokların oluşturduğu yoğun ve boğucu bir yapılaşma.

Bir zamanlar yeşilin maviye uzandığı, nefes alan, dingin bir kıyı kasabası olan Mudanya’nın silüeti, ne yazık ki bugün yüksek katlı apartmanların, sitelerin ve rezidansların gölgesinde kaybolmuş durumda. Denizle kurulan o doğal, samimi bağ giderek zayıflıyor; artık ufuk çizgisi bile binaların ardında sıkışıp kalmış gibi görünüyor.

Sahil kenti ve sahil kasabası kavramları, sadece denize yakınlık değil; aynı zamanda kent silüetinin korunması, yeşil alanların varlığı, nefes alacak boşluklar ve denizin kenti kucaklayabilmesi demektir. Mudanya’da ise bu denge maalesef çoktan bozulmuş görünüyor! 

Plansız, kontrolsüz ve rant odaklı yapılaşma, Mudanya’nın doğal kimliğini, tarihsel dokusunu ve denizle iç içe geçmiş o eşsiz güzelliğini her geçen gün biraz daha geriye itiyor.

Üstelik Mudanya, deprem riski yüksek bir bölgede yer alıyor. Bu kadar yoğun, yüksek ve bitişik nizam yapılaşma, sadece estetik bir sorun değil; aynı zamanda kent güvenliği açısından da ciddi bir tehdit oluşturuyor. Deprem anında bu beton yığınlarının ne kadar büyük bir risk taşıyacağı, hepimizin aklındaki en önemli soru.

Bu tablo bir kader değil; bu tablo, alınan kararların, verilen imar izinlerinin, göz yumulan ihlallerin ve önceliklerin doğrudan sonucudur.

Belki de bugün yapılması gereken en önemli şey, bir an durup Mudanya’ya denizden bakmak… Ve sormak:

Bu kenti gerçekten korumak istiyor muyuz?!

Gelecek nesillere ne bırakacağız?!

Betonlaşmanın değil, doğanın ve denizin hakim olduğu bir Mudanya mümkün mü?

Mudanya’nın yeniden nefes alabilmesi, yeniden “sahil kasabası” kimliğine kavuşabilmesi için belki de önce karşıdan bakmayı, sonra da cesurca kararlar almayı öğrenmeliyiz.

Çünkü Mudanya, sadece bizim değil; denizden bakan herkesin de hayranlıkla izlemesi gereken bir güzellik olmayı hak ediyor.

Devamını Oku

Çocukluğun eksik mevsimi

Çocukluğun eksik mevsimi
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Mudanya’da kar, çocukluğumuzdan kalma bir hatıra gibidir; adı geçer ama kendisi pek görünmez.

Denizle iç içe yaşamamız, düşük rakım ve ılıman hava şartları, ilçemizi kışın sert yüzünden korur. Bu yüzden Uludağ beyaza bürünürken Mudanya’da yağmur şemsiyeleri açılır, kar ise çoğu zaman gökyüzünde kalır.

Bu durum artık sürpriz değil. Mudanyalı bunun farkında. Ama insan yine de pencereden baktığında bembeyaz bir manzarayla karşılaşmayı ister. Özellikle çocuklar için kar, sadece bir doğa olayı değil; bir heyecan, bir oyun, bir anıdır. Bizde ise kar çoğu zaman “yağmadı” cümlesinin sonunda kalır.

Tam da bu noktada, insanın aklına sade ama sıcak bir düşünce geliyor; Kar Mudanya’ya gelmiyorsa, Mudanyalı karın ayağına gitsin. Kış aylarında, zaman zaman düzenlenebilecek kar gezileri, çocuklara unutulmaz bir deneyim sunarken ailelere de küçük bir nefes olabilir.

Özellikle kendi imkanlarıyla böyle bir deneyimi yaşama şansı bulamayan çocuklar için bu tür organizasyonlar, fırsat eşitliği açısından ayrıca anlam taşır.

Büyük organizasyonlara gerek yok.

Birkaç otobüs, biraz çay, biraz kar topu…

Bazen mutluluk, en sade anlarda saklıdır.

Mudanya’nın denizi var, zeytini var, gün batımı var.

Belki de eksik kalan tek şey, ara sıra ayakkabılara dolanan karda yürüyüş sesi.

Karın yağmadığı bir kentte, karı hatırlamak bile bazen insanın içini ısıtıyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.